
Yaşamı ve Atina’sı

Sokrates, yaklaşık MÖ 470/469’da Atina’da doğdu ve MÖ 399’da aynı kentte idam edildi.
Hayatı boyunca kitap yazmadı, kendi felsefesini sistematik bir metin hâline getirmedi ve bir okul kurmadı. Onu bugün büyük ölçüde başkalarının anlattıkları üzerinden tanıyoruz.
Bu nedenle Sokrates’in yaşamı hakkında konuşurken önemli bir ayrım yapmak gerekir:
Elimizde tarihsel Sokrates’in kendi anlatısı yoktur.
Platon, Ksenophon ve Aristophanes gibi kaynaklar bize birbirinden farklı Sokrates portreleri bırakmıştır.
Savaş İçindeki Bir Atina
Sokrates’in yetiştiği Atina, Antik Yunan dünyasının en önemli siyasal ve kültürel merkezlerinden biriydi.
Demokratik kurumlar gelişiyor; tiyatro, retorik, felsefe ve kamusal tartışma kentin yaşamında büyük rol oynuyordu.
Fakat Sokrates’in yetişkinlik yıllarının önemli bölümü aynı zamanda Peloponez Savaşı’nın gölgesinde geçti.
Atina ile Sparta arasındaki bu uzun savaş MÖ 431–404 arasında sürdü ve sonunda Atina’nın yenilgisiyle sonuçlandı.
Sokrates yalnızca savaş hakkında konuşan bir filozof değildi. Atina yurttaşı olarak hoplit, yani ağır piyade askeri olarak seferlere katıldı.
Antik kaynaklar onu Potidaia, Delion ve Amphipolis seferleriyle ilişkilendirir.
Platon’un Şölen diyaloğunda Alkibiades, özellikle Potidaia seferinde Sokrates’in dayanıklılığını ve savaş sırasındaki cesaretini över. Delion’dan geri çekilişi de sonraki anlatılarda soğukkanlılığıyla hatırlanır.
Dolayısıyla sonraki yüzyıllarda oluşan yalnızca konuşan ve tartışan “yaşlı bilge” görüntüsünün arkasında, savaş deneyimi yaşamış bir Atina yurttaşı da vardır.
Sokaklarda Felsefe
Sokrates’in felsefesinin en ayırt edici özelliklerinden biri, düşünmenin gündelik yaşamdan kopuk olmamasıdır.
Atina’nın kamusal alanlarında insanlarla konuşuyor; siyasetçilerden şairlere, zanaatkârlardan gençlere kadar farklı insanlara sorular yöneltiyordu.
Adalet nedir?
Cesaret nedir?
Erdem nedir?
Bir şeyi gerçekten bildiğimizi nasıl anlarız?
Bu soruların rahatsız edici tarafı, Sokrates’in çoğu zaman karşısındaki kişinin verdiği ilk cevabı kabul etmemesiydi.
Sorularını sürdürerek insanların bildiklerini düşündükleri şeylerdeki çelişkileri görünür hâle getiriyordu.
Bu nedenle Sokrates için felsefe yalnızca öğrenilecek bir bilgi alanı değil, insanın kendi yaşamını ve inançlarını sorgulamasını gerektiren bir faaliyet hâline geldi.
Sokrates ve Siyaset
Sokrates profesyonel bir siyasetçi değildi. Buna rağmen yaşamı Atina’nın siyasal krizlerinden ayrı düşünülemez.
Savunma’da anlatılan önemli bir olayda Sokrates, Atina’nın demokratik yönetimi sırasında görev yaptığı kurulda, Arginusai Deniz Savaşı sonrasında generallerin topluca yargılanmasına ilişkin hukuka aykırı bulduğu sürece karşı çıktığını söyler.
Fakat yalnızca demokratik yönetimle çatışmadı.
Atina’nın yenilgisinden sonra MÖ 404’te Sparta’nın desteğiyle kurulan ve Otuzlar olarak bilinen oligark yönetim döneminde de önemli bir olay yaşandı.
Sokrates’in anlatımına göre yönetim, kendisine ve dört kişiye Salamisli Leon’u tutuklayıp getirmelerini emretti.
Sokrates emre uymadı ve evine döndü.
Bunu yapmasının nedeni kendi anlatımında oldukça açıktır:
Ölmekten çok haksızlık yapmaktan kaçınmak.
Bu iki olay Sokrates’i kolayca “demokrasi yanlısı” veya “demokrasi karşıtı” şeklinde sınıflandırmanın neden sorunlu olduğunu gösterir.
Onun açısından daha temel mesele, yönetimin biçiminden önce adil davranıp davranmamak gibi görünmektedir.
Atina İçin Rahatsız Edici Bir Adam
Sokrates zamanla Atina’nın tanınmış ve tartışmalı figürlerinden biri hâline geldi.
MÖ 423’te Aristophanes’in Bulutlar adlı komedyasında sahneye çıkarılmıştı. Buradaki Sokrates, doğa olaylarını araştıran, tartışma teknikleri öğreten ve geleneksel değerleri altüst eden komik bir entelektüel olarak tasvir edilir.
Bu portreyi tarihsel Sokrates’in doğrudan biyografisi olarak kullanamayız.
Fakat önemli bir şeyi gösterir:
Sokrates, yargılanmasından onlarca yıl önce bile Atina’da kamusal olarak tanınabilecek ve alaya alınabilecek bir figürhâline gelmişti.
Üstelik çevresindeki bazı kişilerin siyasal geçmişleri de daha sonra onun aleyhine işleyebilecek bir bağlam oluşturuyordu. Özellikle Alkibiades ve Kritias gibi tartışmalı isimlerin Sokrates’le ilişkileri, savaş sonrasının gergin Atina’sında görmezden gelinecek bağlantılar değildi.
Ancak bir kişinin Sokrates’le konuşmuş olması, onun Sokrates’in “öğrencisi” olduğu veya siyasal davranışlarının Sokrates tarafından öğretildiği anlamına gelmez.
Bu ayrım özellikle Sokrates’in yargılanmasını anlamak açısından önemlidir.
MÖ 399
Savaşın sona ermesinden yalnızca birkaç yıl sonra Sokrates hakkında dava açıldı.
Yaklaşık yetmiş yaşındaydı.
Suçlamalar temel olarak kentin kabul ettiği tanrıları kabul etmemek, yeni ilahi varlıklar ortaya koymak ve gençleri yozlaştırmak etrafında şekilleniyordu.
Sokrates suçlu bulundu ve ölüm cezasına mahkûm edildi.
Baldıran zehri içerek MÖ 399’da öldü.
Fakat ölümünden sonra ortaya çıkan sonuç, mahkemenin muhtemelen öngörebileceğinden çok daha büyüktü.
Sokrates hiçbir kitap bırakmamıştı.
Buna rağmen öğrencileri ve onu tanıyan yazarların oluşturduğu literatür sayesinde, felsefe tarihinin en etkili figürlerinden biri hâline geldi.
Onun yaşamıyla düşüncesi arasındaki bağ da burada ortaya çıkar:
Sokrates için felsefe yalnızca ne söylediğinizle değil, söyledikleriniz uğruna nasıl yaşadığınızla ilgiliydi.
Sokrates’i Nasıl Tanıyoruz? — Sokratik Problem
Sokrates hakkında araştırma yaparken karşımıza temel bir güçlük çıkar:
Sokrates hiçbir eser yazmadı.
Bugün onun yaşamını ve düşüncelerini, kendisi hakkında yazan başka insanların eserlerinden hareketle anlamaya çalışıyoruz.
Üstelik bu kaynakların anlattığı Sokrates her zaman aynı değildir.
Tarihsel Sokrates’in gerçekte ne düşündüğünü bu farklı anlatılardan ayırma problemi, felsefe tarihinde “Sokratik problem” olarak adlandırılır.
Platon’un Sokrates’i
Sokrates hakkındaki en önemli kaynaklardan biri Platon’dur.
Platon’un diyaloglarının büyük bölümünde Sokrates merkezi bir karakterdir. Özellikle Sokrates’in Savunması, Euthyphron, Kriton ve erken dönemle ilişkilendirilen diğer diyaloglar, Sokratik düşünceyi anlamak açısından son derece önemlidir.
Ancak burada bir sorun vardır:
Platon tarih kitabı yazmıyordu.
Eserleri felsefi ve edebî diyaloglardır. Dolayısıyla diyaloglardaki Sokrates’in söylediği her cümleyi tarihsel Sokrates’in gerçekten söylediği bir söz olarak kabul edemeyiz.
Özellikle Formlar, anımsama, ruhun ölümsüzlüğü ve kapsamlı siyaset teorisi gibi konular belirginleştikçe şu soruyu sormak zorlaşır:
Burada konuşan tarihsel Sokrates mi, yoksa Sokrates karakteri aracılığıyla felsefe yapan Platon mu?
Bu sorunun kesin bir cevabı yoktur.
Ksenophon’un Sokrates’i
İkinci önemli tanık Ksenophon’dur.
Ksenophon da Sokrates’i tanımış ve onun hakkında Anılar (Memorabilia), Sokrates’in Savunması, Şölen ve Oikonomikosgibi eserlerde yazmıştır.
Onun Sokrates’i çoğu zaman Platon’dakinden daha pratik görünür.
Gündelik yaşam, özdenetim, dostluk, yönetim, eğitim ve insanın yaşamını düzenlemesi gibi meseleler daha belirgin hâle gelir.
Fakat Ksenophon da tarafsız bir kamera değildir. Özellikle Anıların önemli amaçlarından biri, Sokrates’i gençleri yozlaştırdığı ve dinsiz olduğu yönündeki suçlamalara karşı savunmaktır.
Dolayısıyla Ksenophon’un anlatısı da kendi amacı ve edebî bağlamı içerisinde okunmalıdır.
Aristophanes’in Sokrates’i
Sokrates hakkında elimizdeki en eski önemli tasvirlerden biri komedya yazarı Aristophanes’in Bulutlar oyunundabulunur.
Oyun ilk kez MÖ 423’te, yani Sokrates’in yargılanmasından yaklaşık yirmi dört yıl önce sahnelendi.
Buradaki Sokrates oldukça farklıdır.
Gökyüzünü ve do ğayı araştırır, öğrencilerine tartışmada zayıf olan görüşü güçlü göstermeyi öğreten tuhaf bir entelektüel olarak karikatürize edilir.
Bu tasvir, Platon’un çizdiği Sokrates portresiyle birçok noktada uyuşmaz.
Üstelik Bulutlar bir komedyadır. Bu nedenle oyundaki ayrıntıları Sokrates’in gerçek yaşamının doğrudan kaydı olarak kullanamayız.
Fakat eser yine de çok değerlidir.
Çünkü Sokrates’in kendi döneminde Atinalıların gözünde nasıl algılanabildiğine ilişkin önemli bir tarihsel tanıklık sunar.
Nitekim Platon’un Savunma